İletişim: 0312 466 38 00 

ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOĞU

SERPİL İLHAN

ÇOCUKLARDA PAYLAŞIM

Randevu Al

​Türkiye'nin En Büyük Çocuk Psikiyatri Sitesi....

    Tek yetişen çocuklarda kıskançlık duygusu yoğun olarak yaşanır ve özellikle paylaşma konusunda daha zor bir süreç yaşarlar. Çocukların paylaşmakta en zorlandığı konu anne-babasıdır. Onlardan aldıkları sevgiyi paylaşmak istemezler. Bu yüzden bazen çocuklar kardeşinin olmasını istemeyebilirler. Çocuğun buradaki korkusu anne babasının sevgisinin azalacağı ya da bölüneceği korkusudur. Kardeşi olmayan çocuklar genel olarak ailesini paylaşmak istemezler bu durum da onları kıskanç, geçimsiz, bazen saldırgan, ve uyumsuz bir çocukluk süreci geçirmelerine sebep olabilmektedir.

     Çocukları paylaşması için zorlamak ileride kendi isteği ile yapmasını engelleyecektir. Kendilerinin paylaşım duygusunu hissetmesi için çocuklara tercih hakkı sunulmalıdır. Böylece duygularının önemsendiğini anlayacaklardır.çocuklardan paylaşım yapmasını istemeden önce arkadaşı ile ya da kardeşi ile oyuncağını, yemeğini paylaşmak isteyi istemediğini sorun. Eğer paylaşmak istemezse ilk önce sebebini sorun, daha sonra neden paylaşması gerektiğini açıklayın. Kararları değişir ve ‘’evet’’ olduğu zamanlarda teşekkür etmeyi ve övmeyi unutmayın.

     Ayrıca çocuklardan her şeyi paylaşmalarını beklemekte çok doğru değildir. Çocuk için özel olan ve çok sevdiği bir oyuncağını paylaşmaması doğal olarak karşılanmalıdır. Sadece kendilerinin oynayacağı başkaları gelmeden ortadan kaldırabileceğiniz özel oyuncaklarınız olsun. Bu çocukta sorumluluk duygunu da arttıracaktır.

     Paylaşmanın ne anlama geldiği çocuğa açık ve net bir şekilde ifade edilmelidir. Niçin önemli olduğunu anlatılmalıdır. Anlamak için çocuğunuz çok küçük olabilir fakat fakat paylaşmanın daha çok arkadaşı olması anlamına geldiği çocuğu belli yollarla anlatılmalı ya model olunmalıdır. Gündelik hayatınızdan yardımlaşma ile ilgili örnekler anlatabilirsiniz. Model olmak, çocuklar için unutmayalım ki en doğru yöntemdir. Siz verin ki çocuklarınız da versin.

      Çocuk oyuncağına karşı kaygı yaşamamalıdır. Paylaştıktan sonra oyuncağının tekrar onun olacağı bilgisi çocuğu rahatlatacaktır. Eğer çocuk bu kelimenin anlamını yanlış biliyorsa paylaşmaması çok normaldir. O yüzden paylaşmak yerine ödünç vermek, sıra ile oynamak kelimeleri çocuğun bakış açısını değiştirmek açısından önemlidir.

     Bütün oyun hamurunu önüne çekmeye ya da karşısındaki çocuğun elindeki oyuncağı çekiştirmeye başlarsa, üzülmek yerine, işe karışıp, küçük çocuğunuzun dikkatini başka şeye çekin. Bu aşamada “olaya el koymanın” en iyi yöntemi budur.

     Anne baba sevgisinin önemi her yerde olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor. Eğer yeterince ilgi ve sevgi gösterilmeze, çocuklar eşyalara daha çok anlam ve manevi değer yükleyebiliyorlar. Bu da duygu yoksunluğundan kaynaklanmaktadır.  Ve çocuk çok değer verdiği eşyasını paylaşmayabiliyor. Erkek ve kız kardeşler arasındaki ağız kavgalarının, çekişmelerin çoğunun, aslında oyuncakların paylaşılamamasından değil, ilgi çekmek için, annenin ve babanın sevgisinden aslan payını alma yöntemi olarak patlak verdiğini unutmamak yerinde olur.


     Çocuğum benimle her şeyini paylaşıyor ama başkalarıyla paylaşmıyor. Küçük çocuğunuz ile oynamaya gelecek arkadaşı için ortalığa oyuncaklar dökerek bunları paylaşmalarını beklemenin, hiçbir yararı yoktur. Biri senin biri arkadaşının şeklinde önceden kural konulmalıdır.

     Eğer paylaşma konusunda çocuğunuz ısrarcı ise paylaşılmayan her ne ise ortadan kaldırmayı deneyebilirsiniz.

     Her çocuk paylaşamasa bile kendisi ile paylaşılmasını muhakkak ister. Bu isteğinin doğru olmadığı çocuğa öğretilmelidir.

Çocuklara paylaşmayı oyun ile öğretebilirsiniz.

Tahterevalliye binme. 2 kişi ile binme.

Sıra ile oynanabilecek oyunlar tercih edebilirsiniz. ‘’Sırayla atlamak kural.’’ Şeklinde söylemleri unutmayın.

Top oyunları. İki kişi ile atma, yuvarlama şeklinde.

Evcilikte çay sofrası.. ev sahipleri ile konuklar ile çay paylaşımı..


Paylaşmanın sadece yemek ve oyuncak olmadığı vurgulanmalıdır. Kıyafetlerin, zamanın, sevginin, saygının paylaşılabileceğini çocuğa öğretilmelidir.


 

Paylaşmayı öğrenen ve bunun bilincinde olan çocukların ilerleyen dönemlerde kuracağı ilişkiler daha kalıcı ve daha sağlıklı olmaktadır. Çocuklar paylaşmaya tam anlamı ile 3 yaş ve sonrasında başlar. 3 yaşına gelen çocuk artık ‘’Ben’’ kavramından uzaklaşarak sosyalleşme dönemine geçmeye başlar. Çocuk ‘’ötekileri’’ ve ‘’benim’’ kavramlarını öğrenmeye, karşılıklı iletişim içerisine girmeye başlar. Ebeveynlerin bu süreçte doğru kuracakları iletişim, çocukların gelişimleri için çok önemlidir. Çocukların her birinin kendilerine özgü birer kişilikle doğdukları unutulmamalıdır. Ayrıca her birinin gelişme aşamalarına aynı yaşta ulaşmadıklarını, bu aşamaları aynı yaşta yaşamadıklarını anımsamak, aileler için yararlı olacaktır.