Sınav Kaygısı

“Ahmet 13 yaşındaydı. Tüm yaşıtları gibi SBS sınavına hazırlanıyordu. Derslerle ilgili SBS diye bir sınav duyana kadar hiç sorun yaşamamıştı. Her dönemde takdir alırdı. 5. Sınıftan mezun olurken onur belgesi almıştı. 6. Sınıfta sınıfının en yüksek not ortalamasına sahipti. Tüm öğretmenlerinin en sevdiği öğrenciydi Ahmet. Çalışkan, yardım sever, saygılı ve zeki. Pek çok öğretmeni ondan Türkiye derecesi bekliyordu. Ailesi sınavdan tam puan alacağına emindiler. Yurt dışına tatile gitmekten bahsediyorlardı hediye olarak. Ahmet SBS sınavına 6. Sınıfın sonlarında girdi. Herkesin ondan bu kadar büyük beklenti içerisinde olması onu rahatsız ediyordu. Oyun hamurlarını çok severdi uzun zaman öncesinde Ahmet. Kendisini oyun hamuru gibi hissediyordu şimdi. Kolları, bacakları, kafası ve şekli öğretmenleri ve özellikle de annesi tarafından şekillendirilen.  Ahmet 6. Sınıfın sonlarında sıcak bir yaz günü girdi sınava. Önceki akşam uyuyamamıştı heyecandan. Uykusuzdu ama geceleri de ders çalıştığı için uykusuzluğa alışmıştı. Görevli sınav kağıtlarını dağıttığında kalbi göğsünden fırlarcasına çarpıyordu. Sınava girmede 3 kez tuvalete gitmesine rağmen yine gitme ihtiyacı var gibiydi. Su çok içtiğimden diye düşündü Ahmet. Ağzı öylesine çabuk kuruyordu ki sınava girerken yanına aldığı küçük suyun yarısını çoktan bitirmişti. Hızlı bir şekilde nefes alıyordu. Sınav kağıdının ilk sayfasını çevirirken ellerinde hafif bir uyuşma hissetti. Bunun kadar şiddetli olmasa da daha önce girdiği sınavlarda defalarca benzer şeyleri yaşamıştı. Sıklıkla ilk soruyu okuduktan sonra azalırdı. Ahmet ilk soruyu okudu. Okudu… Okudu… Nefes alış verişi daha hızlanmaya kalbi daha hızlı çarpmaya başladı. Okuduğu kelimeler sanki başka bir lisanda yazılmıştı. Ne anlama geldiğini anlayamadığı farkı bir lisan.

Ahmet yaklaşık 4 yıl önce çocuk psikiyatristine sınavlarda aşırı heyecanlanma şikayeti ile ailesi tarafından getirilmişti. 6. Sınıfta girdiği SBS sınavından ortalamanın altında bir puan almıştı. Ailesinden ve öğretmenlerinden öylesine utanıyordu ki sınavda çok heyecanlandığı için değil cevap kağıdında kaydırma yaptığı için düşük puan aldığını söylemişti.”  

Sınavlarda yaşanan kaygıyı ikiye ayırmak mümkündür: iyi kaygı ve kötü kaygı. İyi kaygı herkesin sınavlara girdiğinde yaşadığı hafif kalp çarpıntısı, sınavdan önce sık sık tuvalete gitme ihtiyacı, biraz heyecanlanmak olabilir. İyi kaygı iyidir. Çünkü kişinin dikkatini sürdürmesinde yardımcı olur, eski öğrendiği bilgilerin hatırlanmasını kolaylaştırır, kişinin motivasyonunun arttırır. Kötü kaygı ise bunun tam tersi etki göstererek kişinin dikkatinin dağılmasına, bildiği şeyleri sınavda karıştırmasına neden olur. Diğer bir deyişle iyi kaygı sınav başarını arttırırken, kötü kaygı kişinin sınavdan başarısız olmasına katkı sağlar.


Sınav Kaygısında Belirtiler Nelerdir?

                Sınav kaygısı birçok farklı alanda farklı belirtilerle seyir gösterebilir. Sınav öncesi günlerde uykuya dalma sorunları görülebilir. Bunun dışında sınav öncesinde vücudun korkulu bir durum karşısında ortaya çıkartabileceği belirtiler oldukça belirgindir. Sıklıkla karşılaşılan belirtiler; baş ağrısı sık sık tuvalete gitme ihtiyacı, ağız kuruluğu, çarpıntı, hızlı soluk alıp verme, nefes darlığı hissi, ellerde terleme, uyuşma ve karıncalanma, yutkunma zorluğudur. Aslında bu belirtile değerlendirildiğinde sınava giren birçok kişide görülebilen şikayetler olmasına rağmen bu belirtilerin müdahale edilebilir olması için kişinin yaşam konforunu, ders başarısını olumsuz yönde etkilemesi gerekir. Örneğin bu belirtileri yaşamasına rağmen her sınava girdiğinde çok başarılı olan bir çocukta bu belirtilerin ortadan kaldırılması faydadan çok zarar sağlayabilir.

Sınav Kaygısının Nedenleri Nelerdir?

                Çevremizde kendimiz için tehdit olarak algıladığımız veya önemsediğimiz durumlarda kaygı ve endişe duyguları ortaya çıkar. Örneğin “sokak köpeği beni ısırabilir” düşüncesinin sonucu olarak, kişi sokak köpeği ile karşılaştığında korkuya kapılır. Veya çoğu anne baba hasta olduğunda kendileri için endişelenmezken “çocuğumu kaybede bilirim” düşüncesinin bir sonucu olarak çocuklarının en ufak bir rahatsızlığında hemen hastaneye başvururlar. Genel olarak bakıldığında yaşantımızda önemsediğimiz durumlarda kaygı ve endişe duyguları belirginleşir. Bu merkezden yola çıkarak aşırı sınav kaygısının temel nedeninin sınavı aşırı önemsemek olduğunu söylemek yanlış olmaz. Günümüzde eğitim sistemini ve eğitimsel konulardaki toplumsal baskıları değerlendirdiğimizde, yarış atı misali 5 yaşından itibaren koşmaya devam eden bir çocuk veya gencin girdiği sınavı aşırı önemsemesi, gerek aile gerekse öğretmenler tarafından beklenen bir durumdur. Bu nedenledir ki birçok çocuk sınava girdiğinde yukarıda sayılan belirtileri gösterebilir. Ancak bunlardan sadece bir kısmı sınav sırasında yaşadıkları kaygıdan dolayı ders başarısında düşme ile sonuçlanır. Bu süreçte en belirgin nedenlerden bir tanesi çocuğun veya gencin sınav sonucu ile ilişkili gerçekçi olmayan bilişsel çarpıtmalarıdır. Örneğin “bu sınavdan başarısız olursa öğretmenlerim ve ailem beni sevmez”, “bu sınavdan başarısız olursam arkadaşlarım benimle dalga geçer” gibi. Bu düşünce seviyesinde yaşanan belirgin çarpıtmalar kişinin büyük oranda annesinden babasından genetik olarak kalıtsallık gösteren kaygılı yapısı ile birleştiğinde aşırı sınav kaygısı belirtileri ortaya çıkar. 

Tedavisi Edilebilen Bir Rahatsızlık mıdır?

Sınav kaygısı, kişinin günlük yaşantısını olumsuz etkiliyorsa, ders veya sınav başarısını düşürüyorsa tedavi edilmelidir. Günlük yaşantı üzerine belirgin etkisi olmayan, sınavlarda yaşanan kaygının ders başarısını olumsuz yönde etkilemediği durumlarda yapılan gereksiz müdahaleler faydadan çok zarar verebilir. Sınav kaygısı gerek bilişsel davranışsal psikoterapi ile gerekse farklı ilaç tedavisi uygulamaları ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Bilişsel davranışsal terapi uygulamalarında kişinin abartılı, çarpıtılmış düşünce yapısına müdahale amaçlanır. Özellikle kaygının sadece sınav kaygısı ile sınırlı kalmayarak hayatın diğer alanlarında da kişinin konforunu olumsuz yönde etkilemesi durumlarında ilaç tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir. Bunlar dışında sınav öncesinde planlanabilen anlık ilaç tedavisi uygulamaları da bulunmaktadır.

Evde neler yapılabilir?

  1. Siz sakin olun. Sınav kaygısı sıklıkla tüm aile tarafından paylaşılan bir durumdur. Bazı durumlarda çocuğundan daha fazla sınav kaygısı yaşayan aileler görmek mümkündür.
  2. Çocuğunuza sınav başarısızlığının çok önemli olmadığı mesajlarını verin.
  3. İlk kez yeni bir durum ile karşılaşan kişinin korkması, endişe duyması normaldir. Bu nedenle çocuğunuzu deneme sınavlarına girmesi yönünde yüreklendirin.
  4. Çocuğunuzla sınav kaygısı ile ilgili konuşun. Bazen korkuların sadece sözlere dökülmesi bile etkili olabilir.
  5. Sınav kaygısına abartılı bir yaklaşım sergilemeyin. Bu durumu anlatırken sık sık kendinizden veya yaşıtlarından örnekler vererek birçok kişinin benzer sorunları yaşadığını belirtebilirsiniz. Konuşmalarınızda bu durumu normalleştirme eğilimi olması daha sağlıklı olacaktır. Aksi bir durumda ailenin bu sorunu sadece sen yaşıyorsun geribildirimleri ile birlikte sınav kaygısı daha belirgin bir hal alabilir.
  6. Uzmandan yardım alın. Sınav kaygısı ile ilgili yaşanan sorunlar gerek terapi gerekse ilaç tedavileri ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilen durumlardır.

Dr. Genco USTA

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

www.cocukpsikiyatri.org - Ankara

Çocuk psikolojisi ve psikiyatrisi ile ilgili herşey....