Anne Yaklaşımlarının Önemi

Annenin rolü çocuk ilişkisinde çok büyüktür. Her annenin çocuğunu çok sevdiği, benimsediği ve ilgi gösterdiği düşünülse de maalesef her zaman bu gerçekleşemiyor. Annelerin çok bilinen dört farklı yaklaşımı benimsediklerini görüyoruz:


Ulaşılabilir anne yaklaşımı:
 Bu anne modeli genel olarak çocuk ile iletişime açıktır. Her zaman çocuğunun taleplerine duyarlıdır. Dikkatini hemen çocuğa yöneltebilir. Bunun tersi yaklaşıma sahip anne ilgisiz annedir ve kendi işleriyle o kadar meşguldür ki çocuğunun taleplerini genellikle görmezden gelir.


Kabul eden anne yaklaşımı: Çocuğunun ihtiyaçlarını yerine getirmeye çalışan anne modelidir. Fakat zaman zaman sinirlenebilen yapıda yaklaşımıdır. Bunun aksi yaklaşımda anne çocuğuna karşı öfke doludur ve hemen her durumda ceza vererek onu denetlemeye çalışır.
 İşbirliğine açık anne yaklaşımı: Çocuğunun birey olarak kişiliğine saygı gösteren anne. Çocuğun talep ve duygularını hemen karşılar..Tersi yaklaşımda ise anne kendi isteklerinin ve dediklerinin yapılması konusunda ısrarcı davranışlara yönelmektedir.


Duyarlı anne yaklaşımı:  Sağlıklı bir iletişim ve paylaşım ortamı hazırlayan anne modelidir. Çocuğundan gelen her tür iletişim isteğine açıktır. Anne tutarlı ve dengelidir. Bunun aksi yaklaşımda anne kendi ruh haliyle doğru orantılı olarak çocuğuyla olan ilişkisini duruma göre değiştirebilir.Kimi gün çok ilgili olabilirken,kimi gün son derece duyarsız davranabilir.

 

Anne mutlak sevginin ve karşılıksız ilginin sembolüdür. Anne sevgisi, kişiyi hayata hazırlar ve yaşamı boyunca bütün ilişkilerinde belirleyici olan şeydir., bütün çocuklar önce ve her zaman annelerini severler. Bu sevgiden kazandıkları onları hayata hazırlayan yol arkadaşlarıdır.Çocuklar sevginin ne olduğunu ve nasıl ifade edileceğini çok iyi bilirler.Onlara öğreten annelerinden aldıkları gibi o sevgiyi topluma geri verirler.


 

 

İletişim: 0312 466 38 00 

Randevu Al

​Türkiye'nin En Büyük Çocuk Psikiyatri Sitesi....

ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOĞU

SERPİL İLHAN

Anne ve çocuk arasındaki ilişki çocuğa hayatındaki en önemli şey olan güven duygusunu verir. Bu ilişki tutarlılık, devamlılık ve bağlılıktır. Çocuk annenin tutumları ile önce annesine, sonra kendisine ve çevresine güven duymayı öğrenir. Sevgi oluşan güvenin üzerine kurulur. Doğduğu andan itibaren annesinden her koşulda kayıtsız şartsız ve karşılıksız sevgi gören bir çocuk çevresiyle ilişkilerinde de son derece uyumlu, insancıl ve doğal olacaktır. Bireyin kişiliğinin oluşmasındaki her aşamada özellikle annesinden aldığı çok büyük etkiler vardır. Bebek ve annesi arasında oluşan güven duygusu çocuğun bir yetişkin olacağı gelecekteki bütün bireysel ilişkilerinin temelini oluşturacaktır.
Doğum sonrası anne ilgisi ve sevgisi hayati önem taşımaktadır. Çocuğun anne yoksunluğu yaşaması çocukta temel güvensizlik oluşmasına neden olabilir. Bu durum  ileriki dönemlerde de sosyal becerisi zayıf bireyler haline gelme ihtimalini yükseltmektedir. 

Yaşı kaç olursa olsun anne, her insan için hayatındaki en önemli figürdür. Anneler günü, annesini kaybetmiş bir çocuk için yaşadığı olumsuz duyguların daha yoğun yaşanmasına neden olacaktır. Anne bir çocuk için hayatın ta kendisidir. Yaşamın bütünü ve anlamı anne kavramında somutlaşır.  Psikolojide “Anne Yoksunluğu Sendromu” olarak tanımlanan bir sorun vardır. Bu sendrom annelerinden ayrı kalan özellikle 2 yaş altı çocuklarda görülür. Bir çocuğun herhangi bir nedenle annesiz büyümesinden ya da anne sevgisinden mahrum kalmasından kaynaklanan sorunlar bütününün genel tanımıdır. Diğer önemli psikolojik sorunlar kadar belki de onlardan daha fazla önem taşıyan bir sorundur ve buradan da anlaşılan odur ki anne bireyin yaşamında her evrede vazgeçilmez faktördür.

ANNE SEVGİSİ

Anneden mahrum kalmak çocukta sevgi açlığına ve korkuya sebep olabilir.

Anneden yoksun olmak çocuğun duygusal zihinsel gelişimine olumsuz etki yapabilir.

Çocukta depresyon belirtileri ortaya çıkabilir.

Anneden mahrum olan çocuklarda güvensizlik ortaya çıkabilir.

Çocukta içedönüklük ve yalnız kalma isteği ortaya çıkabilir.

Çocuk kendini mutsuz ve huzursuz hisseder.

Çocuklar daha sonraki yaşamlarında insanlara aşırı bağımlılık gösterirler.

Çocuklar kendilerini zayıf ve çaresiz hissederler.

Çocuklar insanlara yaklaşmaktan kaçınırlar, güvenemezler.

İnsanlarla ilişkilerinde terk edilme korkusu yaşarlar.

Çocuğun bu olumsuz ruh halleriyle daha sağlıklı baş edebilmesi için sıcak ve güvenli bir aile ortamı sağlanması önemli olacaktır.

Sıcak ve güvenli bir ortam sağlayabilmek için; 

Çocukla annesi hakkında konuşabilirsiniz, yaşadığınız güzel anılardan bahsedebilir, çocuğun paylaşması için onu destekleyebilirsiniz.
Çocuğu üzmemek için annesi hakkında konuşmamak, annesinin unutulduğu düşüncesine kapılmasına neden olacağından çocukla konuşmaktan çekinmeyin. Üzgün olduğunuzu ve onu özlediğinizi söylemeniz çocuğun da annesi ile ilgili duygularını rahatça ifade etmesine yardımcı olacaktır. Aile bireylerinin duygularını paylaşması oldukça önemlidir.


Birlikte mezarlığa annesini ziyarete gidebilir, mezarına çiçek bırakabilirsiniz.
Kısacası anneni geri getirmemiz mümkün değil ama onu hatırlıyoruz ve biz de özlüyoruz mesajını vermeniz çocuğun hem kendi duygularını ifade etmesine yardımcı olacak hem de annesinin unutulmadığını gördüğü için daha iyi hissetmesini sağlayacaktır.