En sık görülen belirtiler şunlardır: 

Bayılma, sara benzeri nöbet geçirme: genelde kalabalığın olduğu yerlerde bayılma görülür. Hastalar tek başına iken bayılma pek olmaz. Bayıma sırasında kendini yaralama ve bilinç kaybı pek görülmez. Bayılma genelde uzun sürelidir. Hasta çevrede olanları duyduğunu ancak yanıt veremediğini, tüm bedenini felç olmuş gibi hissettiğini belirtir. Hastalar genelde ağlayarak kendine gelir. Kendine gelirken saldırgan davranışlarda bulunma saçını, yüzünü yolma gibi taşkınlık belirtileri görülebilir. 

Bedenin herhangi bir yerinde uyuşma veya hiçbir şey hissedememe genelde kol ve bacakta görülür. Nörolojik muayenede organik bir neden bulunamaz ve uyuşan bölge nörolojik kökenli duyu kayıplarından farklıdır. 
Körlük, sıklıkla tek gözün görmemesi, iki gözde körlük, tek gözde tüp şeklinde görme bozukluğu olabilir. Göz muayenesi

normaldir. 
Konuşamama, hastalar kısık sesle konuşabilir. Konuşamamayı açıklayacak organik bir neden bulunamaz. 
Bedenin herhangi bir yerinin hareketinde azalma veya tamamıyla felç olması (kol, bacak veya tüm bedenin felç olması olabilir, hasta bedenin herhangi bir yerinde kuvvet azlığından yakınır. Kuvvet azlığı veya kaybı genelde kol ve bacaklardadır. Nörolojik muayenede kuvvet azlığını açıklayacak bir bulguya rastlanmaz. Bazen felç bir koldan diğerine geçip yer değiştirebilir. 

Bedenin herhangi bir yerinde titreme (tremor) veya istemsiz beden hareketleri görülebilir. Bu hareketlerin nörolojik kökenli

hareket bozukluklarından ayrılması gerekir. 

Duruş bozuklukları, hastalar ayakta duramaz ve yürüyemezler, özellikle izlendiklerini anladıklarında belirtilerde artma görülür. Bazen duruş ve yürüyüşün normale döndüğü sonra tekrar bozulduğu görülebilir.

Konversiyon” aslında psikolojik bir savunma mekanizmasıdır. Savunma mekanizmaları, ruhsal yapımızı iç çatışmalarımızın yarattığı olumsuz sonuçlardan (kaygı gibi) korumayı amaçlarlar. Egonun bir işlevi olan savunma mekanizmaları bilinçdışı süreçlerdir, yani bu savunmaları kullanırız ama bunun farkında olmayız. Öte yandan bu “koruma” gerçekleşirken bazı olumsuz sonuçlar da ortaya çıkabilir. Ama bu sonuçlar asıl ruhsal çatışmalara göre daha az zararlı oldukları için diğerlerine tercih edilir.


Konversiyon savunma mekanizmasında, akut ya da kronik bir psikososyal stres faktörüne maruz kalan bireyde nörolojik belirtiler ortaya çıkar. Ancak aslında bireyde bu nörolojik belirtiye neden olacak nörolojik bir hastalık yoktur. Örneğin, eşinden sık sık hakaret, küfür işiten ve bunlara karşı kendini koruyamayan bir kadın bayılmaya başlar. Aslında burada olan şey, bu kötü sözlerin kadının benliğine ciddi zararlar vermesi, onun kendini değersiz, çaresiz hissetmesine neden olmasıdır. Hasta, bu durumun yarattığı olumsuz ruh halinden, bayılarak, geçici olarak bilinç kaybı yaşayarak, yani o sözleri artık duymayacak hale gelerek bir nevi kaçmış olur. Böyle bakıldığında bayılma her ne kadar kötü bir durum olsa da burada kadının ruhsal olarak daha fazla zedelenmesinin önüne geçerek koruyucu bir işlev görmüştür. 

Konversiyon bozukluğu, altta yatan organik bir neden bulunmaksızın ortaya çıkan, bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik belirtilerdir. Hastalar sorunlarının ruhsal olduğunun farkında değildir ve istemli olarak bu belirtileri kontrol edemezler, yani belirtiler bilinçli olarak ortaya çıkmaz. Konversiyon bozukluğu çok eski çağlardan beri bilinmektedir.

 

Halk dilinde histeri olarak geçer. MÖ. 400 yıllarında Mısırlılarda bu hastalığın belirtileri tanımlanmış ve nedeninin beden içinde dolaşan rahim olduğu ileri sürülmüştür. Konversiyon terimini ilk kullanan Freud’dur. Freud’a göre bilinç dışında bastırılmış ve rahatsızlık veren düşünceler döndürme mekanizmasını kullanmak suretiyle bu hastalığa neden olmaktadır. Bu hastalık kişinin ruhsal sıkıntısının beden diliyle ifade edilmesi olarak ta yorumlanabilir. Farklı araştırma sonuçlarına göre kadınlarda erkeklere göre 2-10 kat daha çok görülmektedir.


 


Konversiyon bozukluğunun tipleri

1 - Motor (hareket ve kas kuvveti gerektiren işlevler ) şikayetler ya da eksikliklerle seyreden tip: Denge bozukluğu,

kol- bacakta güç kaybı, felç olmuş gibi hareket ettirememe, yutma güçlüğü, boğazda tıkayıcı bir kitle hissi, ses çıkaramama, idrar yapamama gibi yakınmalardan biri ya da daha çoğu vardır. 

2 - Duyulara ait yakınma ve işlev azalmaları ile seyreden tip: Dokunma duyusu kaybı ya da ağrı hissetmeme, çift görme, hiç bir şey görememe, duymama ve halüsinasyon yaşantıları. 

3 - Katılma ya da epilepsi (sara) hastaları gibi kasılma nöbetleri ile seyreden tip. 
4 - Karışım tipi: Yukarıda sayılan tiplerin bir arada olduğu sekil. 

Bu rahatsızlığın tanısının konmadan önce yakınmalara yol açabilecek diğer vücutsal hastalık ya da sebepleri dışlamak için gerekli muayene ve laboratuar tetkikleri yapılmalıdır.

 

Ne yapılmalı?

Hastalar sıklıkla stres yaratan bir durumu takiben gelişen bayılma, dil tutulması gibi yakınmalarla acil servislere başvururlar. Bu yakınmalarla başvuran hastalarda belirtiler aksi ispat edilene kadar nörolojik bir hastalık olarak görülmelidir. Hastanın ayrıntılı öyküsü alınmalı, nörolojik ve fiziksel muayenesi yapılmalı gereken radyolojik ve biyokimya tetkikleri tamamlanmalıdır. Organik bir neden bulunmadığı taktirde ortaya çıkarıcı stresör öyküsü ile birleştirerek psikiyatri hekimine danışılmalıdır. Organik bir  hastalık bulunmadığında psikiyatrik hastalık olduğu düşünülüyorsa tedavisi acil değildir. Acil serviste psikiyatrik tedavi bu hastalar için söz konusu değildir. Tedavi atağı takiben poliklinik şartlarında gerçekleştirilir. Bu hastalarda hastalığın pekişmesini önlemek amacıyla ailenin ve çevrenin dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Kişinin iradesi dışında gelişen bu hastalık hastaya bazı kazançlar getirmektedir. Hasta bu hastalık sayesinde yapması gereken bazı yükümlülüklerden kurtulabilmekte veya bazı haklar elde edebilmektedir. Bu tür kazançlar hastalığın pekişmesine, tekrarlamasına sebep olmaktadır. Bu da tedaviyi güçleştirmektedir. Yapılması gereken hastaya hastalığı nedeniyle bazı haklar tanımamak ve hastalık öncesi nasıl davranılıyorsa aynı tutumu devam ettirmektir. Stres sonrası bayılan ve bunun psikolojik kökenli bayılma olduğu doktor tarafından onaylanan bir  hasta aile ortamında bayıldığında onu sakin bir odaya alıp yalnız bırakmak hastaya daha iyi gelecektir. Tedavinin kısa sürede başarıya ulaşması için ailenin doktorla işbirliği içinde olması şarttır. Değerlendirme sonrası ilaç tedavisi, psikoterapi önerilebilir. Bazı hastalarda belirtiyi yorumlamak ve ortadan kaldırmak amacıyla hipnoz denenebilir. Ancak altta yatan sorun düzeltilmediği sürece bir belirti hipnozla ortadan kalksa da yerini başka bir belirti alacaktır.

​Türkiye'nin En Büyük Çocuk Psikiyatri Sitesi....

Randevu Al

Konversiyon bozukluğunda ortaya çıkan sorunlardan biri de, hastanın hastalık belirtileri ortaya çıktıktan sonra içine girdiği hasta rolünün ve gördüğü hasta muamelesinin hastaya sağladığı ikincil kazançlardır. Örneğin evdeki sorumlulukların üzerinden alınması, “iyi” davranılmaya başlanması gibi. Başlangıçta hastanın yararına gibi görünen bu durum, ilerleyen zamanlarda hastalık belirtilerinin ortadan kalkmasını güçleştiren bir engel olacaktır. 


Konversiyon bozukluğunun tek tedavisi psikoterapidir. İlaçların tedavide yeri yoktur, ancak bu duruma ikincil olarak gelişen depresif bozukluk, kaygı bozukluğu gibi ek sorunlar varsa ilaç tedavisi kullanılabilir. Onun dışında hastalık, psikodinamik yönelimli psikoterapi ve destekleyici psikoterapinin ağırlıkta olduğu psikoterapi yöntemleriyle ortadan kaldırılabilir. Stres faktörüne bağlı olarak gerekli durumlarda çift ya da aile terapilerini de kullanmak gerekebilir.

İletişim: 0312 466 38 00 

Konversiyon ile ilgili bilinmesi gereken önemli noktalardan biri –genel kanının aksine- bireyin nörolojik belirtileri bilerek, farkında olarak ve isteyerek yapmıyor olduğudur. Bu tamamen bilinçdışında işleyen bir süreçtir, kişinin bilinçli kontrolü dışında gelişir. 


Konversiyon bozukluğu, bu savunma mekanizmasının çok sık kullanılması ve artık bunun sonuçlarının daha sorunlu hale gelmesi durumudur. Günde beş kez bayılan birinin elbette yaşam kalitesi ve işlevselliği bozulacaktır. Bu durumda aslında bir noktaya kadar koruyucu olan bu mekanizma hastalık haline gelir. Konversiyon bozukluğunun belirtileri çok çeşitlidir, herhangi bir nörolojik işlev ile ilgili olabilir. Örneğin, körlük, sağırlık, kolun ya da bacağın tutmaması, konuşamama, sesin çıkmaması, yürüyememe-dengesiz yürüme, baş-boyun bölgesi kaslarında kasılmalar, tikler gibi. 


Hemen her konversiyon bozukluğu vakasında görünür bir psikososyal stres faktörü vardır. Bu olumsuz yaşam olayı uzun zaman önce olmuş ama etkileri halen süren bir olay olabileceği gibi yeni yaşanmış ya da yaşanmakta olan bir durum da olabilir.